Zeynep Boyraz

Zeynep Boyraz
@ZeynepBoyraz
"Bana yorgun, yoksul akşamlar verdin sevincinde uzadı boynum hep o bilinmez yere dinmeyen yağmurlardı, bir bulut kesimiydi dudakların sen mi götürdün, yoksa ben nasıl geldim o bilinmez yere bir duman bulutuydun sen, bana isyan verdin tenimde silinmez izler bırakarak, nehirlere nakşolmuş izler sen değil, senden bana kalanlar mıydı sevdiğim kokusuna sürdüğün yerlerimde şimdi, nehirlere nakşolmuş izler son kuşlar döker kanatlarını, bana kanatlar verdin dilsiz sözler, her biri biraz daha yalnızlığım ve şimdi uçurumlar sığarken iki öpüş arasına sensiz ben kime gitsem, biraz daha yalnızlığım" Orhan Alkaya
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Şu anda istanbul’da olmak isterdim. mihrabat korusunun dar yollarında seninle yan yana,yana yana yürümek... bir de martıların kanatlarından seyretmek istanbul’u. bir de sen olacaktın yanımda adamım. bakarken çamlıca´dan mehtaba, dinleyecektik en güzel aşk şarkılarını. ve ben senin gözlerinde kaybolurken, seni seviyorum diye haykıracaktım marmara´ya şimdi yanımdasın belki ama, ne mihrabat korusunun dar yollarında, seninle yan yana,yana yana yürüyebildik... ne de bakabildik çamlıca’dan mehtaba ne de dinleyebildik en güzel aşk şarkılarını sadece kaybolabildim gözlerinde ama seni seviyorum diye haykıramadım marmara’ya..." Özdemir Asaf
"sen gittikten sonra yalnız kalacağım. yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse..." Can Yücel
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. gözler ki birer parçasıdır sende ilahın, gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. dinmez! gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu! hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Annelik, insanın fiziksel yanına aitti, hayvanlarla paylaştığı tek şeydi, babalık-ruhsallık ilkesi ise, yalnızca erkeğe aitti. Burada o (erkek), dünyasal bağları kırıyor ve gözlerini göğün daha yüksek katlarına çeviriyordu.
Sayfa 27