Yine en içten çabalarla darmadağın olmuş bir ömür parçasının harabelerinden kendime "aydınlık bir dünya" yaratmaya çalıştım; yine tüm varlığımla tek bir şeyi, içimdeki karanlığı ve kötülüğü yok edip, her şeyimle aydınlıklarda, diz çökerek tanrıların önünde olmayı arzuladım.
Kendimi o kadar gülünç hissediyorum ki! Sanki günlerce hep bir duvara konuşmuşum ve duvarın bana yanıt vermesini beklemişim... Aynen akılsız bir çocukmuşum gibi davrandım!
Bize canlılık veren, yaşamımıza derinlik katan ve bizi belli düşüncelere kavrayışlara yönelten yalnızca "iyi" ve "güzel" olan duygular, "hoşa gidenler" değildir; çoğu zaman özellikle bizi tedirgin eden o uyumsuz, kaçmaya çalıştığımız duygulardır: çaresizliğimiz, utançlarımız, kıskançlıklar, şaşkınlıklar, öfkeler ve derin bir yas.