Gençlikte iş, güç, sorumluluk, evi barkı yürütmek telaşı yalnızlık ve ölüm korkusunu uzakta tutuyor, ama gün gelip kapı çalınmaz, kimseler uğramaz olunca böyle bir korku sarıyordu insanı demek ki.
İnsanların bulundukları geçici mekânlara bu kadar çabuk alışmalarına kendini de ayrı tutmadan şaştı. Bir yer'li olmak sudaki halkalar gibi genişliyordu: bizim apartman, bizim sokak, bizim mahalle, bizim şehir, bizim ülke.
Dar alanlarda bunalmaktan ibaret miydi meselesi? Küçük tasalarını hemen unutan, daha rahat, daha az sorunlu bir hayat yaşamak için çabalayan insanlar bunun farkında olmadıkları için mi küçüktüler?