Çok merak ettiğim, okumayı isteyip alışveriş listeme eklediğim ama hep ertelediğim bir kitaptı Camdaki Kız. Adetim olduğu üzere kitaplara hakkında çok fazla şey okumadan başlarım ki merakımı ve okuma hevesimi köreltmeyim. Sevgili Gülseren hanımın Madalyonun İçi kitabında anlattığı gerçek yaşam hikayesinin Kırmızı Oda isimli diziyle televizyona uyarlandığını gördüğümde ilgim arttı ve yazarın kitaplarındaki hikayelerinin ekrana aktarımının da başarılı bir ilerleyiş gösterdiğini fark ettim. İstanbullu Gelin dizisini çok severek izlemiştim, şimdi Masumlar Apartmanı da merak uyandırmışa benziyor.
Kitabın başından sonuna ilmek ilmek işlenen, Gülseren hanımın kendi iç sesinden hastasına yansıtılmak istenen konu kader motifi... Yani doğup büyüdüğümüz, güveni veya güvensizliği, sevgi veya nefreti bize hissettirerek öğreten evlerimizde yaşadıklarımıza, alıştığımız duygulara hayatın bizi görünmeyen bağlarla çekmesi... ve bizim ona teslim olmamız...
Bir günahı, bir ayıbı hatırlattığı için ailesi bildiği insanlar tarafından sevgisiz büyütülen, nefretle bakılan, ilgiye aç bırakılmış Nalan; "bunu da kabul etmedin ama değil mi?" diye düşündüren, kabullenemediğimiz gerçekleri içselleştirebilen Türkan ve hatta sert görünümlü, her istediğini ardını düşünmeden yapan, girdiği ortamda egemenlik kurmayı arzulayan Hayri bile sürükleniyor kaderinin ardından.
Bir de gözünü kırpmadan sevdiği insanın canını yakan Laz kızı var ki o da hayatın tüm acımasızlığının, adaletsizliğinin, ona vaat ettiği umutların boşa çıkışının hıncını almak duygusuyla yapıyor bunları.
İnsanların duygularına, iniş çıkışlarına, korkularına, hüzünlerine ortak olup onlarla empati kurma yeteneği geliştirmeye çalışmak; dostluklarını ve güvenini kazanmanın yollarını yapmak, insanlara bir terapistin gözünden bakmak bu