Bir Ankara gecesinin geç saatlerinde, hayata dair sorular içini kemirirken kitapları karıştırmak, hayatın daha çetrefil, daha cevapsız sorularıyla karşılaşmak demekti.
Bu, razı olmaktı. Hayatın getirdiklerine razı olmak, onlarla oyalanmak, hatta bir tür tembellik. Uzun, yok edici bir tembellik. Bu insanlar neden muhafazakâr olmasınlar? Belki de sahiden mutluydular, küçük şehirleri aşacak hayalleri yoktu, vardıysa da çoktan unutmuşlardı.