Orada dururken aklıma hikâyenin bir başka parçası geldi: Taborlin düşmüş de düşmüş, ama ümitsizliğe kapılmamış. Çünkü rüzgarın adını biliyormuş ve rüzgar ona itaat etmiş. Rüzgar onu sarıp bağrına basmış. Taborlin bir devedikeni gibi ağır ağır aşağı süzülmüş ve yere bir annenin öpücüğü kadar yumuşacık konuvermiş.
Şarkılardan başka bir şey çalar oldum. Güneş çimleri ısıttığında ve havadaki hafif bir esinti sizi serinlettiğinde kendinizi farklı hissedersiniz ya, işte ben de öyle hissedene kadar çaldım da çaldım. Çıkan ses "Sıcak Çimler ve Serin Esinti" gibi çıkana dek çaldım.