Kendimizi sevmiyoruz.Kafamız bir yığın müzayedelerle dolu;Dede'yi Wagner olmadığı için, Yunus'u Verlaine, Baki'yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz.Uçsuz bucaksız Asya'nın o kadar zenginliği içinde, dünyanın en iyi giyinmiş milleti olduğumuz hâlde çırçıplak yaşıyoruz.Coğrafya, kültür, her şey bizden bir yeni terkip bekliyor;biz misyonlarımızın farkında değiliz.Başka milletlerin tecrübesini yaşamağa çalışıyoruz.
Her istediğimiz yere gidiyoruz gibi geliyor bize, halbuki ölmüş köklerin arasından daima aynı boşluğa,imkânsızlığın ta kendisi olan bir imkân kalabalığına çıkıyoruz.