"Peki, iki gözüm, ne oldu öyle ise? Sen yanına gider gitmez, kız: Vay, nereden çıktın, kainatın teşekkülü esnasında karanlık alemlerde eş olduğum insan, diye boynuna mı sarıldı?"
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz o zaman sahiden yaşamaya,
- ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.
Henüz salonu terk etmemiş olan müşterileri, hatta orkestrayı, gülerek selamlamak için büyük bir arzu duyuyordum; içimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı.