Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz o zaman sahiden yaşamaya,
- ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.
Henüz salonu terk etmemiş olan müşterileri, hatta orkestrayı, gülerek selamlamak için büyük bir arzu duyuyordum; içimde birdenbire bütün insanlarla sarmaş dolaş olmak, uzun yıllar birbirinden ayrı kaldıktan sonra nihayet kavuşan dostlar gibi coşkun bir muhabbetle herkesi öpmek arzusu vardı.