Ruhu ne haldeydi? Hangi sıkıntıların gerginliğini yaşamış, bu boğucu kılıfın altında, bu vahşi yaşamın ortasında nasıl bir şekle bürünmüştü? İşte bunu tanımlamak güçtü.
“Başmabeyinci, baş bilmem neci, bir sürü baş. Bunların hiçbiri iş görmez. Asıl işi hep uşaklar, hizmetçiler görür.” Durdu, bir müddet düşündü. Sonra ihtiyar başını sallayarak ilave etti:”Ben bu tembel alayını besleyemem. Bu konuda tıpkı Kral Endouard gibi düşünüyorum. O ne derdi bilirsiniz elbet: Kral milleti kurtarmalı, derebeylerini öldürmeli.