Zeynep ULUSOY

Kaan sönmek bilmeyen bir ateş gibiydi. Bense paramparça olmuş bir buz.
Belki bu kez gerçekten farklı olurdu. Belki daha kötü olurdu. Her halükârda, umutsuz ve aşk dilenen kara sevdalı bir meczup gibi, kalbimi bir tepsiyle seve seve -yılmadan, defalarca- sunacağım başka hiç kimse yoktu.
Erkekler sevince böyle
Acilen iyi bir banyoya ve belki de kafamı vuracak bir duvara ihtiyacım vardı.
“Eee... onu sormayacak mısın?” Kanım buz kesti ve göğsümün içindeki o aptal organ bir kaburganın köşesini kendine saplayıverdi. “Hayır,” dedim sıkılı dişlerimin arasından…
Yanlış olduğunu biliyordum. Binlerce kuralı çiğnediğimi. Ancak bu kadar yanlış bir şey nasıl bu kadar doğru gelebilirdi ki?