"Dünya yikiliyor savaş çikmiş ama sen sadece tek bir kisiye siper oluyorsun, kendinden daha çok onu düsünüyorsun. Sonra bir bakiyorsun savasi aslinda sen çikarmissin,onu kendi savaşindan koruyorsun. Sonra onun cani yaniyor, kendi caninin ondan daha fazla yandigini hissediyorsun; çabalamak istiyorsun ama ellerin bombos. Çaresizlik,aşkın zehri oluyor. Dokunmak istiyorsun bazen, dokunamiyorsun. Öpmek istiyorsun, öpemiyorsun.Uyumak istiyorsun onunla bir kez daha,ve bir kez daha. Ama uyuyamiyorsun. Karsinda sana bakiyor, aklinin durdugunu ve sadece kalbinin attigini hissediyorsun.
Onu görüyorsun, bir tek ona bakiyorsun. Yüzünün her zerresini ezberliyorsun,kirpiklerinin sayisini bilecek kadar. En güzel yüz ona aitmis gibi geliyor.Hatta diyorsun ki, Bu zamana kadar böyle bir güzellikten nasil mahrum kaldim?
Onu parçalayabilirsin ama onun için kendini parçalamayi tercih ediyorsun.Ask kimsesiz hissettigim bir evin içinde baska birinin senin yanina gelip gerçek yuva benim demesi gibi."
"Günes doguyor Eflah."
"Günes bizim için dogmuyor, Ukde."
"Olsun, birileri için doguyor."
"Benim için degil,"
"Artik benim için her yer cehennem, her yer karanlik çünkü benim güneşim gözlerimin önünde batryor."
Eflah'in bazen gözleri sizladi, yüregi yandı ve aciyla kemiklerine kadar hissetti ama onu hiç hatirlamadi.
Kimi unuttugunu bile bilmeden silinen hafizasina Ukde'yi geri geriremedi. Tipki hayatina da geri getiremedigi gibi. Ukde bir daha dönmemek üzere gitmisti ondan.
Öyle bir ugradim dercesine gitmisti.