“Yoksa masallara inanmaz mısınız siz? Bana kalırsa masalların hepsi gerçektir. Belki anlatım biçimleri farklıdır ama bu önemli değil o kadar. Hem zaten uçan halı, konuşan taş, başka ülkelerde olup bitenleri gösteren büyülü ayna, çölleri bir anda aşan çizmeler hiç de olmayacak şeyler değilmiş; gördük.”
“Alışılmış, kişiye güven vermesi gereken onca kurala ve toplumun aldığı güvenlik önlemlerine karşın, insan yalnızdı, çaresizdi. Böylesine bir yalnızlık, çaresizlik duymak için ille de çocuk olmak gerekmiyordu; insan tepesine vurularak, lokması elinden alınarak, hatta yalnızca unutularak, bir köşeye bırakılarak ölüme benzeyen bir kimsesizliğe terk ediliyordu.”
“İçini büyük bir sevinç kapladı. Hayat denen şeyi ucundan, kıyısından ilk kez duyuyor, bu kocaman bilinmeyeni keşfetme tutkusu içinde yüreği kabarıyordu.”