Hâlbuki bu âlem, nice zıtlıklar ve nice olumsuzluklarin birbiriyle sarmaş dolaş olduğu ve birbiriyle itişip kakıştığı, biri birinden üstün gelmek için kıyasıya yarıştığı ve bazen de, insafsızca boğuştuğu bir yerdir. itişmelerin, didişmelerin, boğuşmaların ve olumsuzlukların yer aldığı bir alemde ise, asla sürekli huzur ve ebedi saadet olamaz.
O hâlde, dünya da lâzim, âhiret de. Dünya bu aşamada, âhiret ise ikinci aşamada gereklidir ve asla yerleri değiştirilmemeli ve karıştırılmamalıdır.
Nebîler Nebîsi Efendimiz, mahlûkattan her ne varsa hepsinin sertâcı, başbuğu ve efendisidir. O, bütün âlemlerin ve içindekilerin yegâne beyefendisidir. Bütün beylerin beyliği ve bütün efendilerin efendiliği, onun nur deryasından sadece ve sadece bir zerrecik ve küçücük bir katreciktir.
Evet, tekke ve zaviyelerin, türbe ve yatırların ziyareti güzeldir ama O mübarek şahsiyetleri Allah katinda yücelten işlerle meşgul olmak, yani o kutlu şahsiyetlerin ideal, inanç ve Ülkü edindikleri hedeflere yönelmek, çok daha güzel ve çok daha faziletlidir.