Kul dünyada bir şeyin olmasını ister , yüce Allahın da o konuda bir muradı vardır . Kulun istediği şey Cenabı Allahın istediğine uyarsa yaratılır , uymazsa yüce Allahın muradı olur.
Bu durumda kul iki şeyden birini yapar , ya yüce Rabbinin verdiğine razı olur rahat eder ya da itiraz ile her anı sıkıntı ile geçer . İtirazına tövbe etmezse sıkıntı ve azabı ahirette de devam eder.
Dünyda mutluluk , nefsimizin her istediğini elde etmek ve onun keyfince yaşamak değildir . Mutluluk, elindekine sevinebilmek ve onunla yetinebilmektir. Bu da yüce yaratıcının takdir ve taksimine razı olmakla olur.
Kul , elinden geleni yaptıktan sonra yüce Mevlasına güvenmelidir. O ' nun her hükmünün bir hayır taşıdığını bilmelidir. Verdiğine şükür, vermediğine sabretmelidir. İnsan yapmadığı hayırlar için nefsine kızabilir , fakat niye istediklerimi yaratmıyor ve vermiyor diye yüce yaratıcısına kızma , sitem ve serzeniş hakkı yoktur.
Mümin günahları dışında başına gelen herşeyi hoş görmekle rahat eder. Vermeyince Mevla , ne yapsın Mecnun ile Leyla.
Dünyada herkes mutlu olmak için evlenir , yuva kurar , çocuk sahibi olmak ister . Çokları mal , para ve itibar peşinde koşar , böylece ömrünü tüketir . Sonu ölüm ve ayrılık olan bu dünyada acaba gerçek mutluluk nedir ? Her gün elindeki ömür sermayesi eriyip giden bir insanın sevdiklerinden ayrılma korkusunu kim dindirecek ve mecburen gideceği yeni alemde ona bitmeyen bir mutluluğu kim garanti edecek ?
Hiç şüphesiz ebedi mutluluk , bitmeyen bir sermaye ve ölmeyen bir sevgili ile mümkün olur . Bu sermaye ilahi aşk ve iman, o sevgili de hayatın ve ölümün sahibi yüce Allah 'tır . Bu dünyada Allah için olmayan her işin sonu ayrılık ve ağlama ile biter . Sonuçta hayatın sahibine hesap vermek de vardır . Her akıl sahibi bunu düşünmek zorundadır.