Kurbağa kırkayağa ; " Ben dört ayağımla bile yürürken zorlanıyorum , sen nasıl oluyor da bu kadar ayağınla hiç karıştırmadan yürüyebiliyorsun ?" diye sormuş . Kırkayak bir ayaklarına bir kurbağaya bakıp " Evet ya gerçekten ben bu kadar ayağımla karıştırmadan nasıl yürüyebiliyorum ?" demiş ve nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışırken ayakları birbirine dolanmış . Kurbağa oradan uzaklaşırken kırkayak bataklığın ortasında yürümeyi unutmuş bir halde tek başına kalakalmış .
Alışkanlıklar ve taklit , kırkayağın düşünmeden yürümesine ; temelsiz ve usulsüz bir şekilde güya düşünceyi devreye sokmak ise kırkayağın yürümeyi unutup karıştırmasına benzer. Gerçekten de bugün ilim ve irfanı belirli bir düzeye ulaşmamış taklit ehli müslümanlara ve özellikle gençlere , bir anda "taklitten vazgeçin , aklınızla hareket edin " demek kırkayağa " nasıl yürüdüğünü düşünerek yürü" demek gibidir.
" Velayeti , taharet (namaz öncesi temizlik) , şeriatı da namaz gibi düşünmek gerekir. Mürid sanki tarikat ile hakiki necasetten , hakikat ile de hükmen kirli sayılan hallerden temizlenmiş olmaktadır . Kamil anlamda taharetten sonra da şeriatın hükümlerini hakkıyla yerine getirmeye hak kazanmış oluyor . Tarikat ile kişi yakınlık mertebelerinin sonu dinin direği ve müminin miracı olan namazı hakkıyla kılmaya uygun duruma gelmiş olur."
Mektubat-ı Rabbani 2. Cilt 46. Mektup
Ey vasiyet soframın nevalesine iştiyak duyan , ey nasihat ırmağımın suyuna teşne Molla İbrahim ! İlahi muhabbetten yanıp kavrulan aşık bir kul , ilahi dergaha erişmeyi arzulayan ve gönlünü sevgi ve muhabbetle süslemiş bir salik salavat deryasına dalsın . Habibullahın (sav) muhabbeti ile susamış gönlünün suya kanmasını , şu dünya gurbetindeki ayrılığının vuslat suyuyla sönmesini dilerse Efendimize (sav) çokça salat ve selam ederek bu deryaya gark olsun .
İsmail Fakirullah hz