İnsanın başına şu dört durumdan biri gelir : nimet , mihnet , musibet , masiyet .
Nimete ulaşınca şükretmelidir. Masiyeti yani günahı tövbe ve istiğfar ile temizlemelidir. Bunları yapan kul her halde Allaha yaklaşmış ve başına gelen her şeyden hayırlı bir sonuç almış olur . Aksi durumda acı-tatlı herşey zarar sebebi olur.
Gizli zikrin en güzel sonucu , kulun kalbinin Rabbi ile huzur bulması , O'na aşık olması ve ismini yüce Allahın özel defterine yazdırmasıdır. Bu , sadıkların işidir. Sıddıkların yoludur. Nakşibendi büyüklerinin meşrebidir. Aşıkların mesleğidir. Sadatların verdiği ders budur.
Zikir insana cennet kapılarını açar . Allah Tealayı çokça zikreden mümin erkek ve kadınlara yüce Rabbimiz mağfiret ve büyük mükafat hazırlamıştır. Bu mükafat cennet ve cemalullahtır.
Zikir kula semanın kapılarını açar. Zikir meclislerine ilahi rahmet , nur ve feyiz iner. Melekler zikredenlerin meclisine gelir, onların affı için Allaha yalvarırlar. Zikreden kimseyi Allah Teala kendi katındaki melekler arasında zikreder , melekler onu tanır ve kendisiyle dost olurlar. Böylece kulun göklerde ismi anılır , cismi tanınır , hatırı sayılır.
Zikir insana rahmet kapılarını açar. Kul yüce Rabbini zikrettiği sürece O'nun nazarı ve rahmeti altında bulunur. Allah Teala kendisini genişlik anında çokça zikreden kullarını dar ve zor anında yalnız bırakmaz , dua ve isteğini boş çevirmez . Böyle kullarını özel olarak destekler.