Yaralarımızı sessizce görenler, sabırla paylaşmamızı bekleyecek kadar incinmemizden sakınanlar değil miydi gerçek sevenlerimiz?
Sevgi sabırdı, inançtı, hissetmekti, anlamaktı.
Kendi kafasında yarattığı bir hayalin peşinde kendini kaybetmeyecekti, bunu ona hayat öğretmişti. Hissettiği açlıkla gerçek olmayan hiçbir şeye teslim olmayacak, yıkılmayacaktı.
Sahip çıkmak gerçek aşkın ilk kuralıydı. İkinci kural ise öncelik tanımaktı. Her şeyden, herkesten önce, her duygunun önünde olmalıydı sevginin varlığı, yoksa hissedilen şey aşk değildi.
Gerçekten seven biri, sevdiğine sahip çıkmak için gerekirse delirirdi. Başka duygular devreye girdiği anda kaybolan, aniden unutulan, umursamazlığa yenik düşen, zamanla etkisi hafifleyen hiçbir şey aşka ait değildi. Yalandı. Sahip çıkılmamış her şey sadece yalandı. Duygulara gerçeklik yükleyen tek şey, sahip çıkılmalarıydı.