Sefalet ile yalnızlık, mutluluk ile başarı şu yıldızlı gökyüzünün altında tamamen aynı şeylerdi. Şöyle bir ters yüz edip söylemek gerekirse kesinlikle her yerde bizi izliyordu o yıldızlı gök. O yüzden kendi hayatının anlamsızlığı yıldızlı gökyüzüyle doğrudan bağlantılıydı.
İnsan hayatının anlamsız olduğunu söylemek kolaydı ama bu anlamsızlığın içinde yaşayabilmek için epey sağlam bir enerjiye ihtiyaç vardı, bu gerçek Hanio’yu bir kez daha kendine hayran bırakmıştı.
Dünya anlamlı bir şeye dönüşürse pişmanlık duymadan, rahatlıkla ölebilirim ile nasıl olsa dünya anlamsız olduğundan ölsem de fark etmez şeklindeki iki farklı ruh hali hangi noktada uzlaşırlar acaba? Hanio’ya göre ikisi de her halükarda aynı kapıya çıkıyordu: ölüme.
Nerede arayıp, nasıl bulacaksınız güzelliği; güzellik bizzat yolunuz ve rehberiniz değilse? Ve güzellikten nasıl söz edeceksiniz, sözlerinizi dokuyan o değilse?
Ve tahtından indirmek istediğiniz bir despotsa söz konusu olan, önce onun içinizde kurulu tahtını ortadan kaldırın. Bir zorba özgür ve gururlu olanlara nasıl hükmedebilir, eğer onların kendi özgürlüklerinde bir zorbalık, kendi gururlarında bir utanç yoksa? Ve üstünüzden atmak istediğiniz bir yükümlülükse söz konusu olan, bu yükümlülük size dayatılmadı, onu siz seçtiniz.