Çirkin olan kötü, merhametsiz, anlayışsiz mıdır? sevdiği kişi için koruyuculuk görevini Tanrı'dan verilmiş kutsal bir görev gibi üstlenemez mi?
Güzel olan zararsız, akıllı, yürekli, fedakar mıdır?
Dindar olan her dinin olmazsa olmazı hoşgörü, anlayış, zorlamamak görevlerini hayatının her noktasında sonuna kadar uygulayabilir mi, tutkularının kurbanı olmaması konusunda din onu ne kadar engelleyebilir ?
Bilimle uğraşan iyi eğitim almış biri her konuda bilgili midir insanlara nasıl davranılması, kötücül eylemlerin önüne nasıl geçilmesi gerektiğini de bilim öğretmiş midir ona?Oyunlarında şiirlerinde eserlerinde adaletten, aşktan, cesaretten bahseden yazar, bunları sadece eserlerinde kullanmak için yazar mı yoksa kendi hayatında da bunun en güzel örneklerini yaşar mı?
Victor Hugo 1831 yılında yazdığı Notre Dame'in Kamburunda bize bunları sorgulatirken kendi cevaplarini bizimle paylaşıyor. Sefiller romanını okurken Victor Hugo'nun ülkesine hayran, ülkesinin tarihini, doğasını, insanlarını çok iyi tanıdığını, detayları çok önemsediğini, öğrenmeye aşık olduğunu ve bunu paylaşmaktan keyif aldığını zaten öğrenmiştim. Notre Dame'ın Kamburunda da aynı hisleri tekrar yaşattı. Bir kitabı okuduğunuzda bu kitabı Victor Hugo yazmıştır dedirtecek kadar kendine özgü bir tarzı var Victor Hugo'nun ve bilgi onun için çok önemli. Bilgiyi olay örgüsünün içinde o kadar güzel harmanlıyor ki , bilgi ve olay örgüsü birbirini tamamlayan eşsiz bir çift gibi biri olmasa birisi eksik kalır diye hissettiriyor.
Gelelim romanın içeriğine aşk, din, estetik, annelik, mimari, politika konularını işleyen romanın benim için en önemli kısmı önüne kırık ama eşsiz bir vazoda sunulan solmuş çicekler ve kaba saba ama sağlam bir vazoya konan canlı çiçeklerden seçim yapması istenen Esmeralda'nin güzel vazodaki