Nereden başlasam bilmiyorum… Başalayacağım bir cümle varsa o da şu son iki yılın bana verdiği hüzün,acı, keder.. Belki bir çoğumuz böyleyiz.. İçimde birikenleri hangi kelime taşır, hangi cümle kaldırır emin değilim. Sanki ne söylesem eksik kalacak, neyi anlatsam yarım. Ama susmak da olmuyor, çünkü insan en çok sustuğu yerde kırılıyor.
Belki en baştan başlamalıyım… Her şeyin güzel sandığım o zamanlardan. Güvendiğim, inandığım, “bu sefer farklı” dediğim yerden. Ama şimdi dönüp bakınca anlıyorum; bazı şeyler başından beri eksikmiş, ben sadece görmek istememişim.
Kırgınlık tuhaf bir şey… Öfke gibi değil. Bağırıp çağırmıyorsun, hesap sormuyorsun. Sadece içinden bir şeyler sessizce çekiliyor. Eskiden çok şey ifade eden şeyler, artık hiçbir şey hissettirmiyor. İşte en çok da bu korkutuyor beni… Hissetmemek.
Ben kimseye değil belki, en çok kendime kırgınım. Bu kadar inanmış olmama, bu kadar görmezden gelmeme. İnsan bazen başkalarının değil, kendi kalbinin yükünü taşıyamıyor.
Şimdi buradayım… Ne tam gitmişim ne de kalabilmişim. Ortada bir yerde, eksik ve yorgun. Ve hala düşünüyorum; nereden başlasam, nasıl toparlasam kendimi?
Belki de cevap şu: Bazı şeyler toparlanmaz… Sadece zamanla sessizleşir.