“Besmele her kapıyı açar. Rahmân var iken yeis ve bedbinliğe gerek yok. Rahîm var iken ümit hep vardır. Her Besmele içimizden bedbinliği silip sonsuz bir nikbinlik hissi vermek içindir.”
“… vatanı sevmek yahut haksızlığa tepki göstermek öyle sokaklarda vuruşarak, birbirine kurşun sıkarak, duvarlara sloganlar yazarak olmuyormuş. Bunlar bizi yalnızca ‘kahrolası militan’lar yaptı. Adam gibi üniversitelerimizi okuyup bilimde, sanatta, ekonomide, teknolojide ileri götürmek varmış. Üniversiteye gidip devrimi bilimde yaparak, ülküyü sanata yükleyerek, dini ruhlara yerleştirerek ülkeye çağ atlatıp ileri taşımak yerine çatışmaya giderek ülkeyi geri bırakmak küresel bir oyunun piyonu olmaktan başka bir şey değilmiş.”
“Kaç bin yıllık zenginliği üst üste yığan Anadolu ve Orta Doğu Sırp bu zengin tarihi yüzünden bile batılı devletlerce yağmalanmaya, harap edilmeye, yok edilmeye mecbur sayılmakta, maruz bırakılmaktadır. Karun hazineleri misali kim bilir nerelerde kaç hazinemiz vardır ki Lidya’nın altınlarından daha değerli bir tarih mirası olarak yaşatmaya mecburuz. Çünkü tarihi eser demek yalnızca bir yemek kabı demek değildir, onun ardında bir kültür, o kültürden beslenen bir sanat birikimi, o sanat ile zarafet bulan bir ‘tarz-ı hayat’ -senin anlayacağın şekilde söyleyeyim, bir ‘yaşam biçimi’- mevcuttur. Burası Anadolu. Lidyalıların Mikra Asia’sı. Burası dinlerin, anlayışların, düşüncelerin üst üste biriktiği ülke. Ve sizinle biz, şu koğuştakilerle bu koğuştakiler, onu paylaşamadığımız için şimdi bu hergele meydanında bir aradayız. Burada birlikte olmak yerine dışarıda birlikte olabilseydik…”