Yazamadığı romanların yazarı

Yazamadığı romanların yazarı
@Ziya2701
İstediğiniz kadar kendiniz olun. Yanlış anlaşılmadan başka nesiniz?
Bize düşen, düştüğümüz yerde beklemek oldu hep. Bekleyecektik ve beklenenler asla gelmeyecekti. Gelecek dedikleri şey, olmayanlar, gelmeyenler ve kaybedilenler üzerine inşa edilecekti. Soğuk, karanlık, yalnız ve tedirgin koridorların çatlak duvarlarına asılmış birer gölgeydik bu hayatta. Bir fotoğraf kadrajinın dışında bırakılmış sevimsiz bir detay, devam zorunluluğu olmayan sıkıcı bir derstik. Öğrenemediler. Onlar bizden vazgeçtiler. Vazgeçtiler ve kazandılar. Biz kaybettik. Yine de vazgeçmedik. Her seferinde daha güzel kaybettik. En güzel biz kaybettik..
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dile kolay seni unuttum demek Dile kolay gelir yüreğime zor Kolay amma gülü kuruttum demek Kuru gülün kokusunu bana sor Gönül defterinde saklasam olmaz Dönüp dönüp hergün bakmasam olmaz Yüreğim elvermez koklasam olmaz Kuru gülün kokusunu bana sor Unutmak değildi özlemekti bu Denizden kaynağa geri döndü su Bilki sevmeyene yoktur kokusu Kuru gülün kokusunu bana sor
Önce bütün şairlere selam Sonra şunu söylemek isterim Ölüm hiçte güzel değil Ne sabah var ne akşam Sokakların ellerinden öperim Bana yaşamasını öğretmişlerdi Dost olsun düşman olsun İnsanlara iyi günler dilerim Söyle sarı saçlı daktiloya Ben yokum artık Vefasız dostlara hatırlat Kimseye kalmaz o dünya Nasıl unuturum güzeldi yaşamak Fakat hakkı varmış Oktay'ın "Hatıralar da dal istiyor Kuşlar gibi konacak"
Kendinle barış, dünyanın gürültüsü susar. Sessizlik kelimelerin yokluğu değil, söylemeye cesaret edemediğimiz her seyin dilidir. Bazen savaşmayı bırakmak, bir yenilgi değil, ruhun en derin bilgeliğidir. Hayatın yüklerine direndikçe sertleşir, sertleştikçe kırlırsın. Oysa bazen sadece akmak gerekir. Fırtınanın yönünü değil, kendi yönünü bulmak için. "Her Şeyle Savaşamazsın", insanın kendine dönüşünü anlatan bir içsel yolculuk, bir davet. Kırılmanın içindeki incelikli gücü, sessizliğin ortasındaki içten sesi, vazgeçmenin getirdigi ○ eşsiz özgürlüğü ve geri çekilmenin zarif melodisini kallbimize fısıldıyor. Belki de mesele hayata karşı durmak değil, onunla yeniden dans etmeyi öğrenmektir. Ve belki de en büyük zafer, hiçbir savaşa gerek kalmadan, sakinlikle "var olabilmektir".
Zaman insanın fiziksel yüzünü nasıl değiştirirse, alışkanlıklar da yavaş yavaş yaşamının yüzünü değiştirir.