Züleyha yusuf'a bir mektup
yazmaya başlayınca yusuf
diye başladı, yusuf diye
bitirdi. gördü ki, hitaptan
öteye geçemedi. anladı ki,
aşkın nâmesinde, ser-nâmeden öte kelam yok.
ve züleyha'nn lügatında
yusuf tan öte sözcük yok...
Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı
avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?