Zeliha

Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz...
“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun… Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler… Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüm kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın işte beni.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Yaşayanlar ölülerin gözlerini kapatır, ölüler yaşayanların gözlerini açar.” Neden hiç kimse başkalarının ölümüyle ne yapmamız gerektiğini öğretmez? Neden kimse bize nasıl ölündüğünü, nasıl ölmemiz gerektiğini öğretmez?
Alıntı
İnsanoğlu çiğ süt emmiştir ifadesini hatırladı. Kaynar süt içse ne değişecekti ki, insan insandı işte.
Hayata Dair
Görüyorsunuz ya, iyi geçirdiğim anılarım da var. İyi anlar tez geçip gidiyor. Onları derinleştirip genişletmenin çaresini bulmalı.
Kalp, sadece kan pompalayan bir kas değil; Eski Mısırlılar haklıydı; o, ruhun bir parçası, korkunun ilk başladığı yer.
Alıntı