Din maskesiyle etrafımızı safsatalarla kuşatanları gördükçe sizin de kafanızda "bunların inandığı dine inanmaktansa dinsizliği tercih ederim" gibi bir düşünce uyanıyorsa, onları gördükçe dinden soğuyorsanız bu kitap sizler için yazılmıştır.
Kitabın ana eleştirisi; insanlar ile Kuran arasına bilinçli bir mesafe sokulmuş olmasından kaynaklı, insanların yalan yanlışlarla dolu sözde dini atalardan miras yoluyla öğrenme geleneğidir. Neyin günah neyin sevap olduğunu sözde din bilginlerine soranlara ayetlerle cevap veriliyor; "hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"
İslamiyette temel kaynağın Kuran olduğu, onun dışındaki kaynakların insana faydalı bilgiler içerse dahi dini kaynak olamayacağı savunuluyor. Kuran'da geçmeyen herhangi bir hususun hadis gibi tali kaynaklarla dinselleştirilemeyeceği, Kuran'da hiçbir eksikliğin bulunmadığı, eksik gibi görünen hususların yaratıcı tarafından insanlar için bırakılan özgür alanlar olduğu savunuluyor.
Kitabı okuduğunuzda "aslında İslam kolaylıklar diniymiş" gibi bir düşünce kafanızda belirecektir. İslam'ı zorlaştıran, karmaşıklaştıran ve çekilmez bir hale getiren kesimin cemaat ve tarikat benzeri din sömürücülerinin eseri olduğu görülüyor.
Misyonerler Afrika'ya geldiklerinde toprak bizde, İncil onlardaydı. Sonra bize "gözlerimizi kapatalım dua edelim" dediler. Gözlerimizi açtığımızda gördük ki İncil bizde, toprak onlardaydı.