Biri onları yok saydığında, orada olduklarını göstermeye çalışmazlar. Bir kem sözle karşılaştıklarında cevabını aynı lisanla vermek için uğraşmazlar. Her söylenene bir karşılık yetiştirme ihtirasına düşmezler. Kimseyi kırmaz, her kırılanla kırılırlar. İyilikle ilişkileri o kadar tabiidir ki, dikkatimizi dahi çekmezler. Yüksek sesle konuşmaz, kimseye ayar vermezler.
Güzeldirler, güzelliği kendilerinden bilmezler. Dünyada türlü çeşit kargaşa olur, yan gözle dönüp bakmazlar. Herkesin ganimet derdine düştüğü yerde, ellerini uzatmazlar. Ayıbın aşikar kılındığı hiçbir vakte gözlerini açmazlar. Herkes her şeyi bilirken onlar acziyet hırkasını hiç çıkarmazlar. Bildiklerini satmazlar, havasını atmazlar, tafrasını yapmazlar. Hayır işlediklerinde sessizce işler, pazara çıkarmazlar. Görünür olmak gibi bir kaygıları yoktur, alkış için kırk çeşit takla atmazlar. Küçük adımlarla yürürler ama hiç oturmazlar. Büyük oynayıp tez yorulmaktansa, soluklarını uzun tutup mesafe alırlar. Önemli kişi olmak değildir dertleri ama önemli işlerin ucundan tutar, hiç bırakmazlar. Kendilerini değil, yaptıklarının hayata kattıklarını önemserler. Karınca gibi çalışır, ilmek ilmek örer ama hiçbir işi yarım bırakmazlar. Sözlerinde sebat eder, hiç kimseyi yarı yolda komazlar. Sabrın tesbihini çeker, başlarına gelenden şikayet etmezler. Hatayı kendilerinden bilir, başkalarını mahkum etmezler. İnsan olmaya yetecek kadar öğrenir, daha fazlasına tevessül etmezler. Bildikleri kadarını tutar, tutamayacaklarına heveslenmezler. Malumat biriktirmez, kuru bilginin hamallığını yapmazlar. Her kötünün bir iyi yanını bulur, muhabbetlerinden kimseyi mahrum etmezler. Kimseyi hor görmez, bir küçük tebessümü hiç kimseden esirgemezler. Tecessüs peşinde değillerdir, kendi pisliklerinin üstünü başkalarının günahlarıyla