İnsanın kendinden bile gizlediği, o duygularına yenik düşen zayıf tarafını Werther en içten cümleleri ile arkadaşına mektuplarında anlatıyor. İçsel çatışmalarının olduğu kısımların çoğunu kendi düşüncelerime yakın buldum. Ve beni eski zamanlara, duygu yoğunluğunu her tarafımda hissettiğim dönemlere götürdü.
Goethe'nin bu kitabını ben de herkes gibi görüyordum ve merak ediyordum hatta yıllardır kitaplığımda okunmayı bekliyordu. Nihayet arkadaşımın yoğun ısrarları üzerine okumak nasip oldu. Onun için çok çok özel bir kitap olduğunu ve karakterde tamamen kendi iç dünyasını bulduğunu söylemişti. Eğer onu tanımıyor olsaydım ve Werther'e gerçekten benzetmeseydim belki kitabı bu kadar begenmeyebilirdim. Çünkü aşk temalı romanları okumaktan pek hoşlanmıyorum. Lakin ben kitabın özüne inme niyeti ile her satırını pür dikkat okudum. Yani aslında Werther'i yıpratanın aşktan daha da ötede, hayatın çelişkileri arasında kayboluşu olduğunu özümsedim. Bu çıkarımım sayesinde karakteri yüreğime daha da yakın hissettim.
Bir puan kırmamın sebebi ise olay örgüsünde atlanılan önemli ayrıntılar vardı. Bu sebepten dolayı başlarda çok rahatsız oldum. Werther Lotte'nin hayatına girdi ve kimse(Lotte'nin babası, kardeşleri vs.) bu adamın hangi konumda olduğunu sorgulamadı mesela. Mektup tarzında olduğu için her şeyin ince ayrıntısıyla yazılmamış olmasını da mazur görüyorum gerçi.