Hikmetle bakan göz için, harika'nın ötesindeki harikayı gizleyen perde de bir harikayken, başka bir deyişle her perde
bir harikayken hikmetsiz göze her harika bir perdedir, Birine, perdeler harika görünürken, ötekine harikalar perde olur.
Kitlesel eğitimde toplu eğitim yapılan talebelerin sıra sıra oturdukları, birbirlerinin ensesine baktıkları sınıf oturma düzeni, bugünkü Almanya'nın dayandığı Prusya'nın askerî nizamından gelmedir. Fabrika düzeni gibidir Asker düzeni gibidir. Askerler gibi aynı üniformayı giyen, dolayısıyla kişilik farkları yok edilmiş neferler yetiştirmeve odaklıdır. Medenivetimizde ise sıralardan olusan sınıflar yoktur, halka vardır. Herkes birbirine eşit mesafededir. Herkes yüz yüze bakar. Çünkü her bir talebe nefer olarak değil, insan olarak görülür. Ve insanın biricikliği yüzünde zâhirdir. Halkada hiyerarşi yoktur. Müderris de halkaya dâhildir. Kbleye sırtını vermiş kişidir, yani yön bildirir. Aynı sekilde meşk, zikir, mehter hep halka seklindedir.
Rabbimiz bize iman bahşederek kendine dost edinmiş. Ne büvük bir makâm! Yaradanımız buyurur: "Göklerin ve yerin mülkünün O'na, Allah'a ait olduğunu bilmiyor musun? Ve sizin için Allah'tan başka dost ve yardımcı yoktur. (Bakara Suresi, 107. âvet) Keşke bu ayeti her an hatırlasak da nefsimizin ve insanların düşmanlığından O Dost`a sığınarak korunsak.
Doğruluğumuzu, açıksözlülüğümüzü
dürüstlüğümüzü başkalarını ezmek için sopa gibi kullanmayalım. Maalesef bu nobranlık bizde çok yaygındır. Pek çoğumuz kaba davranmayı, kalp kırmayı, ağzına geldiği gibi konuşmayı "samimiyet" sayıyor. "Ne yapayım, ben böyleyim diye bir de mazeret uyduruyor. Oysa dobralık nobranlık demek değildir. Her doğru, güzelce söylenmelidir.