Miri Kelâm

Zeyd ibni Erkam radıyallahu anh anlatıyor: Resûl-i Ekrem (sav) şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele güne muhtaç olmaktan ve kabir azâbından sana sığınırım. Allah'ım! Nefsime Allah'a karşı gelmekten sakınma duygusu kazandır, onu günahlardan arındır; çünkü onu en iyi arındıracak sensin. Nefsimin sahibi ve efendisi sensin. Allah'ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten ve kabul olmayacak duadan sana sığınırım."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aişe radıyallahu anhâ şöyle diyor: Resûl-i Ekrem (sav) bazı aylarda o kadar oruç tutardı ki, "Artık bu ay hiç iftar etmeyecek" derdik. Bazı aylarda da oruç tutmazdı; Biz de "Artık bu ay hiç oruç tutmayacak" derdik. Ben onun ramazan dışında hiçbir ayı tamamen oruçlu geçirdiğini bilmem. Şaban ayından daha fazla oruç tuttuğu bir ay da görmedim. Şöyle buyururdu: "Gücünüzün yettiği kadar ibadet ediniz. Çünkü siz usanmadıkça, Allah usanmaz" Resûl-i Ekrem, nâfile namazın, az da olsa devamlı kılınmasını arzu ederdi. Kendisi bir nâfile namaza başlayınca onu devamlı kılardı.
Şu insanoğlu tartışmaya ne kadar da düşkün oluyor
Ali Bin Ebu Talib radıyallahu anh anlatıyor: Bir gece Resûl-i Ekrem (sav) evimize geldi. *"Namaz kılmak istemez misiniz?"* diyerek Fâtıma ile beni gece namazı kılmaya davet etti. Ben de: Ey Allah'ın Elçisi! Hayatımız Allah'ın elindedir. Bizi uyandırmak isterse uyandırır " dedim. Ben böyle der demez, hiç cevap vermeden geri dönüp gitti. Giderken de, elini dizine vurarak, " Şu insanoğlu tartışmaya ne kadar da düşkün oluyor!" (Kehf 18/54) âyetini okuduğunu duydum.