"Ey gül-i hamra, bağın nûru senin,
Kızıl bir âteş, sinemde yerin.
Dalında nazlı, kokunla mestân,
Aşkın hikâyesi, sendeki fermân.
Sabahın çiyinde parlar yüzün,
Gönlümde bir sır, saklı sözün.
Dikenlerinle korursun kendini,
Yine de çağırır kalbin derdini.
Ey gül-i hamra, baharın nakışı,
Sende başlar her sevdanın akışı.
Bir bakışınla başlar efsâne,
Kırmızı bir düş, kalır gönlümde."