Eğer ki doğada değişmez bir şeyler, gerçekler olsaydı bütün bunlar yanlış olurdu elbette. Fakat ne mutlu ki bütün gerçekler yanlışlanabilir. Diyalektik sürecin özü budur: bugünün gerçekleri yarının yanlışlarına dönüşür; son sayı yoktur.
Bu gerçeklik (tek gerçeklik) sadece güçlüler içindir. Zayıf tabiatlı zihinler evreni sınırlamakta, son sayıda ısrarcıdır; onlara gereken, Nietzsche'nin sözleriyle "kesinliğin koltuk değnekleri"dir. Zayıf tabiatlı zihinler diyalektik düşünebilme gücünden yoksundır. Evet, bu gerçekten zordur. Fakat Einstein'ın başardığı tek şey budur: kolundaki saatin hareketini gözlemlerken kendisinin, Einstein'ın da hareket etmekte olduğunu akıl etmeyi başarmıştır. Dünya'nın hareketine dışarıdan bakmayı başarmıştır.
Gerçekçilik özgün değildir, realia değil fakat realioradır, yer değiştirmeye, çarpıtmaya, eğip bükmeye, objektif olmamaya dayanır. Objektif olan tek şey kamera objektifidir.