Bu kitabı neredeyse bir yıl önce almıştım ve yalnızca ilk sayfasını okuyup geri kitaplığa koymuştum. Bu zamana kadar da hep aklımda olmsına rağmen zamanının gelmesini bekliyordum. Sonuçta her kitap kendi zamanında okunmalı diye düşünüyorum.
Başlangıçta biraz yavaş ilerlemekteydi ancak karakterin içinde bulunduğu psikolojik durum cidden kendini oldukça akıcı bir şekilde okuttu. Yazarın kalemi alıştığım kadar süslü, ağdalı olmasa da konunun ilginçliğinin bu sorunun da üzerini örttüğünü söyleyebilirim.
Kitap bir yere kadar öyle su gibi aktı ki anlatamam. Gece Yarısı Kütüphanesi'nin içine girdiğimiz andan itibaren her şey mükkemmel derecede akıcıydı, sayfaları nasıl çevirdiğimi anlayabilmiş değilim. Kitapların içine girmek ve orada yaşanabilecek ancak yaşanmamış sonsuz sayıdaki hayatı tek tek yaşadığını okumak çok eğlenceliydi. Başkarakterimizin adı Nora. Ve Nora'yı yaşayabileceği o hayatların içine girdiğinde okumak kesinlikle kitaptan aldığım keyfi arttırdı diyebilirim. Gerçekten çok iyi ve tam bu kitap için yazılmış bir karakterdi.
Kitabın sonlarına doğru geldiğimde yalnızca biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Bunun sebebini de kitabı bir günde bitirmeme bağlamama rağmen Nora'nın sürekli bir hayattan ötekine geçmesinin de bir zaman sonra sıkıcı olmaya katkısı olduğunu da düşünmüyor değilim. Ancak bu döngü de elbette bir zaman sonra son buldu ve her ne kadar tahmin etmiş olsam da gerçekten anlamlı ve düşündürücü bir finalle bitti.
Şayet vaktiniz varsa okumanızın sizlere bir şeyler katacağını yahut zaten bildiğiniz bir şeyi tekrardan hatırlatacağını düşünüyorum. Lütfen kitabın size bunu hatırlatmasına izin verin.