Sternberg'e göre zeka "bir kimsenin kendi sosyokültürel bağlamında, kendi kişisel standartlarına göre yaşamda başarı elde etme yeteneği" olarak tanımlamıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akademik testlerin çoğunda kısa süre olduğundan ve hızlı düşünmek gerektiğinden, bize akıl yürütme hızımızın zihin kalitemize işaret ettiği, tereddüt etmenin ve kararsız kalmanın sakıncalı olduğu ve her türlü bilişsel zorluğun kendi başarısızlıklarımızın göstergesi olduğu öğretildi.
Hızlı düşünüp hızlı davranan insanlara saygı duyarız ve "yavaş" olmak aptallıkla eş anlamlı kabul edilir.
Delfi Kahini Sokrates'ten bilge kimse olmadığını ilan etmiştir. Sokrates kahinin bu sözü üzerine düşünüp "Küçük ya da büyük hiçbir bakımdan bilge olduğuma dair bilgiye sahip değilim." diyerekten kahini haksız çıkarmak için şehri dolaşmaya çıkar.
Sorates bulabildiği en saygın siyasetçileri, şairleri
ve zanaatkarları arayıp bulup kahini haksız çıkarmak için tartışmıştır ama arayışları sonucu hüsrana uğramış olup şu kanıya varmıştır : Kendi işlerinin ustası oldukları için en önemli hususlarda da en çok bilgeliğe kendilerinin sahip olduğunu iddia ediyorlardı; bu hataları Sokrates'e sahip oldukları bilgeliklerini gölgelediğini kanıtlamış oldu.
O
Zeki ve eğitimli insanların kendi hatalarından ders çıkarma ya da başkalarından tavsiye alma ihtimali daha düşük.
Hata yaptıklarında kendi gerekçelerini haklı çıkarmak için detaylı argümanlar geliştirmeyi daha iyi beceriyorlar; bu da görüşlerinin giderek dogmatikleşmesine yol açıyor.
Daha kötüsü, daha büyük " önyargı kör noktaları"na sahip oluyorlar; dolayısıyla mantıklarındaki boşlukları daha az fark edebiliyorlar.