Eğer günün birinde, güneşli güzel bir yaz öğlesinde mesela, kanatlarındaki büyülü maviliği ile gözünüzü alan, pırıl pırıl parlayan ve oldukça ötelerden bile farkedebildiğiniz bir kelebek görürseniz, onun o göz alıcı mavi kanatlarında birkaç yüz nanometre boyunda sayısız fotonik kristal yapı ile yaratılıp donatıldığı için böyle göründüğünü hatırlayıverin.
Kendi küçük, pul kanatlarında taşıdığı sanat büyük bu mucizeyi hayranlıkla seyredin. Allah'ın boyasız da boyamasına, renksiz de renklendirmesine, bir kelebeğin kanatlarında, dalgalana dalgalana ışıldarken, şahit olun...
Yeryüzünden sadece birkaç bin metrelik yükseklikteki gökyüzünde uçarken yeryüzüne baktığımda insanları hiç göremedim gibi, devasa binaları da kibrit kutuları gibi görüyorum. Düşünüyorum!.….... Şu koca atmosferde ben neyim? Ne kadarım? Varlığım ne ifade ediyor? Yok olsam ne olur, ne değişir? Bu noktada tükeniyorum!
Fakat madalyonun arkasını çeviriyorum, fiziksel büyüklüğü hangi boyutta olursa olsun kainattaki hiçbir şeye varoluş sebebini ve yaradanını bilme kabiliyeti verilmediğini, bunların sadece bana verildiğini müşahede ediyor ve rahat bir nefes alıyorum.
Bütün bu mahlûkat benim hizmetimde, güneş her sabah benim için doğuyor. Bütün kainatın hizmetine tahsis edildiği insan, kendisine verilen bu hizmetlerin fevkinde, bunlardan değerli bir hizmet yapmadıkça bunlara layık olamaz.
Şüphesiz ki onu bu layık olduğu makama çıkaracak hizmet, var olma sebebini ve yaradanını bilmesi, tanımasıdır.
Akıl sahibi olan insan, aklı olmayan hayvandan üstün olduğu gibi. vahiy ve nübüvet kaynağından beslenen insan da bunlardan habersiz olan ve bunları reddeden insandan derecelerce üstündür.
Her şeyi akıl yoluyla açıklayan bilim, müşahede edilen bu madde ve mahlûkat âleminde, her asırda yeni şeyler üretiyor ve daha önceki teorileri çürütüyor. Gözle, görülen bu âlemde istikrarı yakalayamayan beşer aklının var oluş sebebini ve evveli ve sonu olmayan yaratıcısını bilmesi mümkün değildir. Bunun için vahye ve nübüvvete muhtaçtır.
Uluhiyyet, nübüvvet ve ahiret üçgenini kavrayarak mahlükatın en şereflisi olabilmek, şüphesiz ki akıl ışığı altında vahyi inceleyerek ahir zaman nebisine ilim, itikat ve amelde tabii olmaya bağlıdır.
Ehli Sünnet Akaid
(Arka kapak)