Çünkü hatırlayalım ki: İslam'ın ilerlemesi-diğer her tür ilerleme için geçerli olduğu gibi- sakin ve itaatkar kişiler sayesinde değil cesur ve direnişçi olanlar sayesinde olacaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Son iki yüzyıldır sert bir şekilde, adeta sel gibi yayılan sanayi giderek daha fazla ve daha ucuz iş gücüne ihtiyaç duydu. Fazladan ucuz iş gücünü insan ırkının yarısını teşkil eden kadınların oluşturduğu işçi ordusundan başka nerede bulabilirdi? Kadınlar bugün toplam iş gücünün ABD'de %32'si (22.5 milyondan fazla), Almanya'da %37, Japonya'da %40, SCCB'de ise yaklaşık %45'ni teşkil ediyor.
Yani mesele cinsiyet eşitliği değildi. Mesele, sanayi medeniyetinin ruhu ve menfaatiyle ilgilidir.
Günümüz gençliğinin problemlerinin özünde anne ve ailenin toplumdaki yerinin çözüme kavuşturulmamış olması ve toplumdaki rollerinin kabul edilmemiş olması yatar.
Kadınlara ne pahasına olursa olsun özgürlük telkininde bulunarak fabrikada çalışan kadın işçinin yaptığı işin, ev hanımının yaptıklarından daha yaratıcı ve daha az monoton olduğu yanılgısını nasıl sürdürebildiler? Bunu açıklamak hiçbir zaman mümkün olmayacak.
Büyük Rousseau'nun şunu yazdığını hatırlıyorum: "Gerçekten birinin bir insanı terbiye edebilmesi için ya baba olması ya da insandan öte bir şey olması gerekiyor. Sizlerse böylesi bir vazifeyi gönül huzuruyla bu işi parayla yapanlara emanet ediyorsunuz." Ve şöyle devam ediyor: "Herkesin bildiği işi mi yapmasını istiyorsunuz? Annelerden başlayın. Ortaya çıkartacağınız değişim sizi şaşırtacaktır. Bütün kötülükler başlangıçta yapılan bu sapkınlıkla doğmaktadır."(J. J. Rousseau, Emile)