Dikkatimize ne olduğunu fena hâlde yanlış anladığımıza inanmaya başladım. Yıllar boyunca odaklanamadığım zamanlarda kendimi suçlamıştım ben. "Tembelsin, disiplinsizsin, çekidüzen ver kendine," demiştim. Ya da suçu telefonuma atıp ona öfkelenmiş, "Keşke hiç icat edilmeseydi," demiştim. Tanıdığım insanların çoğunda da aynı tepkiyi görmüştüm. Ama burada aslında kişisel başarısızlıktan ya da tek bir yeni icattan çok daha derinlere uzanan bir şeyler olduğunu öğrendim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet, kapitalizmin çarkı dönüyor. Yoksulların, güçsüzlerin, açların, çağdaş kölelerin terinden, kanından beslenerek semiriyor. Dünyaya hakim olan azınlık, hayatımızı (zamanımızı) çalıyor.
Kendisi dahi bu çarkın anaforunda sarhoştur. Bu kanlı kazancın ona huzur verdiği söylenemez. Tüm dünyayı avucunun içine almış olan rekabet sebebiyle şok yenilikler yaratma baskısıyla, anında büyük, çok büyük kârlar elde etmek arzusuyla, ürettiğini hemen tüketme mecburiyeti ile çılgın bir yarışa koyulmuştur.
Eski günlerden söz açanlar hep anlatır. Dede ve ninelerimizden dinlediklerimiz yanında bolluk ve refah içinde olduğumuzu düşünür, halimize şükrederdik. Onlar yıllar süren savaşların, seferberliğin, göçlerin, kıyım ve kıtlıkların içinden çıkıp gelmişler. Süpürge tohumundan, arpadan ekmek yemiş, açlıktan kırılmışlar. Babamız eve bir külek Zile pekmezi veya bir kilo tahin helvası getirdiğinde biz bayram ederdik.
Eee... Bütün bunları niçin sıraladık şimdi? Şunun için: Varla yok arasındaki kıyası, hissiyatı netleştirmek için. O yıllarda "her şey" yoktu, "herkes" bu yokluğu paylaşıyor, aza kanaat ediyor, şükrediyordu. Tüketime kışkırtan mekanizma kurulmamıştı.