“Eğer insanın önünden Tanrı’yı alırsanız o değneğe tapar; değneği alırsanız filan ünlünün pantolonuna tapar; imzaperest olur ve o sanatçının, bu sanatçının imzasını toplar. Buda, dininde Tanrı’yı amaç edinmedi; halk da Buda’nın kendisine taptı.”
“Biz”e nazaran “Ben”in kuvvetlenmesinin kuvvetli bir yönü; her bir birey, kendisini toplumdan soyutlanmış ve ayrı hissedebilir.
Zayıf yönü ise; yalnızlık hissidir. Günümüz toplumlarında herkes kendisini yalnız hissetmektedir.
Yalnızlık, “ben”in kendisini hiç bir “biz”e bağlı hissetmediği durum demektir.
“Şu söz Hz. Aliye aittir, çok mantıklıdır:
“Allah nesnelerin içindedir ama nesnelerle karışmış değildir; nesnelerin dışındadır, ama ayrı değildir; ikilik yoktur, nesnelerin içindedir, ama aynısı değildir. Bu tamamen insanın irade ve bilincinin bedeniyle ilişkisine benzer; yani insanın bedeninden başkadır, ama ayrı değildir; insan bedeninin içindedir, ama bu, insan bedeninin kendisi demek değildir. Bu, insan bedeninde var olan bilimsel bir ilişkidir. O halde bütün varlık, bir insanın büyütülmüş halidir.”