Baudrillard’a (2018:94) göre, her birey kimliğini tükettiği nesne ile tanımlamaktadır. Bireyin günlük hayatta kullanmış olduğu kıyafetler, ayakkabılar, tercih ettiği markalar, gittiği alışveriş merkezleri, kullandığı parfüm kim olduğu gösterecek olan simgelerdir. Bu nedenle Baudrillard toplumsal hayattaki tüketimi, sembol ve göstergelerin tüketilmesi şeklinde ifade eder.
Tüketimin yoğunlukta olduğu bir toplumda üretilen metaların kullanılma amacı önemsizleşirken, değiştirme amacı daha da önem kazanmaktadır.
Metaların değiştirilmesi, sürekli yeni özellikler yüklenmesi, tüketime dayalı sistemi güçlendirmekte ve ona meşruluk kazandırmaktadır.
Irmak bir başlangıç. Bir düş. Ama bir yol ve bir yoldaş. Ne tabiat parçası, ne çiftlik hayali.
Ne kaçıp gitmek, ne ekip biçmek.
Sefer de içimde, tahammül de.
İnsanın yeryüzüne inişi şu anlamdadır: İnsan, günahtan arınıp Allah’a bağlanana kadar yeryüzünde eziyet, telaş ve savaş ile yaşamaya mahkumdur. Bu insanî diyalektiğin esasını göstermektedir.
Avrupalıyı taklide ihtiyacımızın olmaması için taklit edelim; ona benzemek için değil. Ona benzemek için taklit, yıkımı getirir, öldürür, çöküşe götürür.