Hayat bir mefhum olduğu oranda bir mucizedir de. Ressam Jean Dubuffet der ki: “Ağaç beni hayranlık uyandıracak derecede şaşırtıyor.” Şaşırmak ve hayranlık duymak, hayatı anlamamızın belki de tek şeklidir.
Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki;
Boş durma insanoğlu, imanını imtihan ettir. İbrahim ol, inkârların ateşine bulan, ama yanmamak şartıyla insanoğlu.
Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allah’ı anmayı unutma.
El kervanlarına katil, düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil, arı gibi dolaş, karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla. Ta çıktığın noktaya döndüğün zaman mâna gelini kendini sana teslim edene kadar.
Ressam resmettiğiyle özdeşleşir. Yani, eserin hareketi ve âhengi, kainatın birlik ve bütünlüğü içindeki hareketi ve âhengidir. Resim sonsuzluğun bir fragmanıdır.
Çizgi boyutlu perspektif, gözün durumuna (ferdi bakışa) bağlı değildir, zira “göz sadece sınırları görebilir, fakat bütünlüğü ve içindeki gerçekliği ve gerçeğin tamamını göremez.”