“Ona daima Sonuncu mu diyeceksin ya?” dedim başımı kaldırıp ona bakarak.
“O,” dedi Yankı’yı işaret ederek. “Umut ismini tamamen kabullenene kadar evet.” Anlamaz gözlerle ona baktım. “Bilmiyorsun,” diye fısıldadı. “Kaç gece, ‘Benim adım Yankı değil,’ diye ağladığını. Çocuktuk, çırpınıyordu. O unutsa ben unutmam.”
…çünkü zamanla öğrenmiştim, bir insan konuştuğunda daha çok anlaşılıyordu. Belki sesinden, belki kelimeleri telaffuzundan ve belki de sesinin titremesinden.