Söze nereden ve nasıl başlasam bilemedim açıkçası ama şunu söylemeliyim ki, Türk yazarlar içinde korku, gerilim, polisiye ve cinayet alanında yazılmış, okuduğum en iyi kitaplardandı. Birde bonus olarak paranormal olaylar içeren, gayet akıcı ve merak uyandıran bir kitaptı.
Birçoğumuzun YouTubedan tanıdığı bir yazar Işıl Işık, aynı şekilde benimde. Önceden videolarını izlediğin birinin kitabını okumak, gerçekten muazzam.
Çok uzatmadan konusuna gelecek olursak; Eren yurtdışında (Sidney) kahve işi ile ilgilenen bir gençtir, dedesinin ölüm haberini alınca, pek anlaşamasa ve sevmese bile (onu annesinden ayırdığı için), cenaze için Türkiye'ye geçici süreliğine dönmek zorunda kalır. (Ya da o öyle sanıyor.) Dedesinden ona büyük bir miras kalır, herkes tarafından lanetli ev olarak bilinen, beyaz ev olarak anılan kocaman bir konak (tam 162 oda var). Çevre tarafından, garip sesler duyulduğu ve bu evin etrafında bir çok insan kaybolduğu için lanetli ev olarak alınıyor. Bir gün beyaz evin arsasında bulunan ormanda insan uzuvların bulunması ile, gitme planları yapan Eren'in planları mahvolur. Çünkü bu olayları araştıran Komiser Emris'in radarına yakalanmıştır. Emris, Eren'i baş şüpheli ilan eder ve Yurtdışına çıkma yasağı verir. Olanlardan sonra, Eren tuhaf sesler duymaya ve bazı silüetler görmeye başlar. Beyaz evin ve dedesinin göründüğü gibi olmadığını düşünmeye başlar. Bu noktadan sonra Komiser Emris'e ve yardımcısı Sedat'a yardım etmeye, iş birliği yapıp bu seri cinayetlerin suçlusunu aramaya başlarlar. Birçok sır ve birçok gerçek açığa çıkar ve bu gerçekler yeni sırlara gebedir...
Daha fazla anlatmama gerek yok bence.
Yeni maceralar, farklı bir şeyler arıyorum diyorsanız, bu kitap tam size göre....