Diyelim ki işin sonu her halükarda kötü bitecek. O zaman iki ihtimal var. Ya şu anın keyfini çıkarırsın ve problemle karşılaşınca üzülürsün. Ya da şu anını da mahveder ve olayla karşılaşınca yine üzülürsün.
Burada fark etmen gereken şey yeterince düşündüğünü anladığın zaman düşünme eylemini yavaş yavaş azaltmaya çalışmak olmalı
Zihnimizin bir özelliği vardır, eğer ki bir düşünce sonuca ulaşmamışsa ve yarım kalmışsa, zihin durmadan yarım kalanı tamamlamaya çalışır. Çünkü zihnimiz belirsizliği sevmez.
Iyi ya da kötü her şey bir süre sonra alışmaya başlarsın. İyi olan sana ilk zamanlardaki gibi haz vermez, kötü olan da seni ilk zamanlardaki kadar üzmez.
Hayat kimse için düz bir çizgiden ibaret değildir.Herkesin hayatında bazen inişler bazen de çıkışlar olur.Ancak insan sadece yaşadığı ana hapsolunca hayatının tamamını içinde bulunduğu durumdan ibaret zannedebilir.Birçok kişi hayatın mutlu dönemlerinde böyle bir sorgulamaya girişmiyor ancak ne zaman ki düşüşler olmaya başlıyor İşte o zaman insan yaşadığı olumsuz dönemin hayatının tamamı olduğunu zannediyor.
Bazen yakınlık körlüğü dediğimiz şey ortaya çıkar, kişi kendini o kadar çok yakındır ki kendindeki problemlerin farkında değildir. Burada da sağ duyusuna ve bize olan yakınlığına güvendiğimiz bir iki insandan geri bildirim almak işe yarar.