Allah Teâlânın bir insana değer verdiğinin göstergelerinden biri de sevdiği kimseyi dünyaya, dünyayı da o kimseye küstürmesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Siz, sevdiklerinizi kendilerine zararlı olan yiyecek ve içeceklerden himaye ettiğiniz gibi Allah Teâlâ da bir kulunu sevdiği zaman, onu dünyadan himaye eder.” (Tirmizî; Hâkim)
Ahiretin varlığı, naklî ve akli delillerle sabittir. Naklî deliller, Allah Teâlânın Hz. Adem'den (a.s.) itibaren bütün peygamberlere indirdiği ilahi vahiy ve kitaplardan oluşur. Allah, bu kitapların hepsinde ahiretin varlığını bildirmiş ve buna inanılmasını istemiştir.
“Münafıklar şöyle seslenirler: 'Biz de sizinle beraber değil miydik?' Müminler cevap verirler: Evet, beraberdik fakat siz kendi canınızı yaktınız, müminlere felaket gelmesini gözleyip durdunuz, şüphelere düştünüz, sizi birtakım kuruntular aldattı. Bir de baktınız ki Hak emri gelmiş. Böylece o garûr (çok aldatıcı) şeytan sizi Allah ile (Allah'ın affı ve keremine dikkat çekerek) aldattı,” (Hadîd, 14)