İnsan, zalim ve cahil olduğu için çeşitli kibirlere kapılır. Bu kibirlerden ilki, Allah Teâlâya karşı kibirdir. Bu, en ağır ve tehlikeli olan kibir çeşidi olup mutlak cehalet ve haddini bilmezlikten kaynaklanır. Bu kibrin en belirgin örneği, Nemrud ve Firavunda görülmüştür. Bu zavallıların birincisi Allah Teâlâ ile rekabet etmeye kalkışmış ve "O öldürüp diriltiyorsa ben de öldürüp diriltiyorum," (Bakara, 258) demiş; ikincisi de Mısır halkına, "Ben en büyük Rabbinizim," demiş ve yüksek bir kule yaptırıp orada Allah Teâlâ ile savaşmayı aklına koymuştur (Mü'min, 36). Buna mukabil Firavun denizde boğularak can vermiş, Nemrud ise kendisine musallat olan bir sinek yüzünden ölmüştür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Hz. Nûhun (a.s.) oğlu gibi en hayırlı neseplerden birine sahip oldukları hâlde ahiretlerini kaybedenler olmakla birlikte, İkrime (r.a.) gibi büyükleri kötülük timsali olmasına rağmen Allah katında yüksek derecelere çıkmış kimseler de vardır.”
Kim Allah için huşudan dolayı tevazu gösterirse Allah onu kıyamet gününde yüceltir. Her kim kibrinden dolayı böbürlenirse, Allah da onu kıyamet gününde alçaltır.
Állah Teâlâ, kibirlenip kendilerini övenleri, “Kendinizi temize çıkarmayın! O, hanginizin takvada üstün olduğunu sizden iyi bilir,”(Necm, 32) ayetiyle uyarmıştır.
“Kibre sebep olan şeylerin ikincisi, ibadettir. İbadet, aslında tevazunun ifadesidir. İbadet, kelime olarak 'tevazu göstermek' manasına gelmekle birlikte, ibadetin değişik tatbikatları da tevazuyu yansıtır. Örneğin namazda elleri bağlayıp ayakta durmak, sonra iki büklüm olup eğilmek, daha sonra secdeye kapanmak miskinliğin ve çaresizliğin itirafı ve ilanıdır. Oruç, hac ve diğer ibadetlerde de aynı mana, hâl ve hareketlerle sergilenir fakat ibadetlerdeki bu manayı akıllarına getirmeyenler, yaptıkları ibadetten kibre kapılırlar.”