Mütevazı bir kimsenin hâl, hareket ve tavırları tevazunun beraberinde getirdiği renklerle boyanmıştır; böyle bir kimse, mütevazı görüneyim diye niyetlenmez. İçinden gelmeyen tevazu ifadeleri serdedip etrafından 'estağfurullah' mukabelesi beklemez. Böyle bir beklenti kişide tevazu değil, kibir duygusunun ağırlıkta olduğunu gösterir.
“Kibrin bir iç, bir de dış yüzü vardır. Kibrin iç yüzü insanın kendisini büyük görmesi, dış yüzü ise bu görüşten ileri gelen tavır ve hareketlerdir. Kibir, bazen bu iki yüzüyle kendisini gösterir bazen de dışa vurma imkânı bulamaz ve nefiste mahsur kalır.”
Görkemli bir saltanata sahip olan Hz. Süleyman (a.s.), bir fakir görünce onun yanında oturur ve "Fakir, fakirin yanında oturmalı. Ben de senin gibi (Rabb'ime karşı) fakirim," derdi.