Adsız

Ahmed Yesevî'nin, sahte âlim ve şeyhlere karşı uyarısı: Âhir zaman şeyhlerinden söz edeyim, İman-İslâm bilmeden şeyhlik kılar imiş, İlim öğrenmez, amel eylemez, mana anlamaz, Âhiretde kara yüzlü olur imiş. Şeyhim diye mihrab içre otururlar Halka içre halka zahmet yetirirler Hay u Hû deyip sermestliğin bildirirler Öyle câhil nasıl şeyhlik kılar imiş. Böyle şeyhin kıyametde yüzü kara, Nâdânlıkda şeyhlik eyler, işi riya, Mahşer günü rezil olur, gözü âmâ Evvel-âhir delalette olur imiş. Şeyh olmağa cemü’l-cem en alt makam, Hazır olub, uyanık olsan daima, Pîr hizmetini nice yıllar etse tamam, Yok ise, dâl u muzill olur imiş. Câhil şeyhler kulak, kuyruksuz eşek olur, Himmetleri dünya malını yığar olur, Cemaati yoldan azdırıp gider olur, Öyle şeyhler hayvanattan beter imiş. Özlerini halklar ara tutsa ulu, Bâtınları içre yoktur zerre füru, Ben yüceyim deyip yürüyenlerin yeri tamu
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sana müjdeler olsun, seni bir mürşide gönderdiyse haberin olsun; Allah seni seviyordur. — Şah-ı Nakşibend (k.s)
Din
"Allah bir kulu severse, sevdiğine gönderir, terbiye ettirir. Azametine yakışacak edep öğrettirir. Sonra onu sever. — Şah-ı Nakşibend (k.s)
Din
Ya Varsa Hz. Ali’ye (Kerremallâhû Vechehu) *, birisi geldi. Adam, öldükten sonra tekrar dirilmeyi, ahiretteki hesabı, cenneti ve cehennemi inkar ediyordu. Hz. Ali’ye, “Ya Ali, siz müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal harcıyor, zahmete giriyorsunuz. Bu zahmete değer mi? Hem ölümden sonra tekrar dirilmenin olacağı ne malum?” diye sordu. Hz. Ali (r.a) adamı sükûnetle dinledi, sonra ona şu cevabı verdi: “Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz gibi vardır. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu arada bizim yüce Allah için kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekât ve sadakaların bize bir zararı olmaz. Ama ya ahiret varsa; bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur?” diye sordu. Adam, biraz durdu, düşündü ve sonra, “Vallahi, her iki durumda da siz kazançlısınız, ahiret, cennet ve cehennem varsa vay bizim hâlimize! Yolunu öğret, ben de müslüman olacağım” dedi ve müslüman oldu, kulluk yoluna adım attı, emniyet dairesine girdi. Gazâlî, İhya, 3/467; Ateşin Yakmadığı Aşık,
Din
Senin Allah’a yakınlığından maksat O’nun sana yakın olduğunu görmendir. İbn Atâullah-ı İskenderî (rah.)
Din