Bu defa aşk aşinalıktan doğmadı.. ilk defa aşk ellerin ve parmakların anlattıklarından doğdu.Kadin ilk kez kumar masasında öyle berrak öyle temiz, mütevazı.. şairin dediği nar çiçeğini eziyormuş gibi deyimine yaraşır eller gördü.. aslında o anda başladı ruhunu ikna etmek için başka duygularla tanımlamaya çalıştığı itirafini kendinden bile sakındığı aşk! Kendini bile inandırmisti kadın 42 yaşındayken 25 yaşında delikanlıya aşık olmayacağına, bu yaşadığı duygu yoğunluğunun hayat kurtarma girişiminin verdiği cesaretle karışık gurur verici mutluluk olduğuna. Gönül mekanizmasının devreye girdiği olayı vicdani karaktere büründürup tatmin ediyordu ruhunu. Lakin görevini tamamladıktan sonra gitmesi gereken zaman geldiğinde yüzüne bakınca güz gününde kara bulutların arasından en sevimliliğiyle çıkan güneşin masumiyetini ve çocuk gülüşlerini andıran mimiklerini gördü ve gidemedi..
Yaşadığı duygulanımın bir anne şevkati bir kahraman cesareti olmadığını o anda anladı.
Kriteri olmayan, hesapsız, plansız, gelişigüzel ani bir aydınlanma şeklinde gelişen, başına gelen beklenmedik bir kaza nitelediğimiz tarifi zor aşk dediğimiz hadise gerçek bir hikayede can bulmuş ve onun sırlarına erişmiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşmüştur..
Başına aşk gelmiş kişilerin aşk yolunda toplumun ritüellerine aykırı serüvenlere girişenlerin kendilerini bulacağı bir solukta bitireceği bir kitap..