^Dünyada durgunluk ve rahatın hep kuruntu olduğunu gören, kendini üzen şeylerin de hep kendi içinde, kendi dileğinin üretimi olduğunu düşünerek, kendisine, ruhuna karşı bir şey yapamadığından, kendini iyi etmek için bir çare bulamadığından deliren bir hiddet ve öfke duyuyordu. Önce yerden havalanmak için gökyüzünü yeterli bulmayan bir güzel hayal, yüksek bir amaç, bir temizlik isteği ile boğulur, o zaman bir hiç için canını verecek hale gelirdi. Fakat sonra yine o hiçlerden biri ile bütün havalanarak yükselme hevesi yaralanır, her güzeli bir yara haline koyan incelme duyguları uyanır, hayatın, dünyanın, insanların, ruh ve kalbin ne olduğunu soğuk kanla, kendine karşı bile düşmanca, bir damla şiire mağlup olmayarak, arzularının ne iğrenç, emellerinin ne gülünç, başarılarının ne miskin, bütün mutlulukların, neşelerin, ne kadar süslü olursa olsunlar ne mundar olduğunu düşünmekten doğan karamsarlık ve bezginlik ile harap olur, sisli, küflü kalırdı.^