Aşağıda, tüm yerden bitme makinelerin başında bir adam, aç gözlü dişliler tarafından paramparça olmamak için mücadele ederek karşı geliyordu onlara. Her biri sağ ayağında kalın demir halkalarla yere sabitlenmişti; halkalar günde sadece iki kez açılıyordu: Bir gün ortasında, bir de akşam. Makinelerin üzerlerinde bulunan dar deliklerden çıkan metal paraları kapmaya çalışıyorlardı. Eğer paraları zamanında toplamazlarsa son işlemlerin yapıldığı çarkların kaynar ağızlarına düşüyorlardı.
Fare kollarını kavuşturdu ve umursamaz bir havayla sakızını çiğnedi sonra bunun kedi sakızı olduğunu anlayarak aniden tükürdü. Satıcı yanılmıştı herhalde.
Bir öğretmen olarak ilerde hayatlarına dokunacağım öğrencileri anlamak adına çocuk kitapları okumak bana çok faydalı geliyor. Bir çocuğun kalbi kimse görmeden nasıl kırılır, kimse tarafından fark edilmeyen, hayalet konumuna sokulan çocukların içinde neler olur bunları gizlice anlıyorsunuz. İyilik yapmanın nasıl bir şey olduğunu keşfeden bir grup çocuğun yaşadığı heyecan duygusunu tatmak, işbirliğini nasıl keşfettiklerini satırları okuyarak görmek çok keyifli.
İnsanın normal hayatta dikkat etmeyeceği şeyleri kitaplar aracılığıyla fark etmek, bir de bunu çocukları anlamak amacıyla yapıp küçük detayları görebilmek insana kendini şanslı hissettiriyor.
Yazar Sanne, anonim bir yardım kuruluşunu çocukların da yürütebileceğinden bahsederken, çocuklara da 'bakan' sıfatını kazandırıyor. Aynı zamanda Sanne, çocukları daha küçük yaştan itibaren sorumluluk sahibi bireyler olarak görmemiz gerektiğiyle ilgili mesaj vermiş bence ve bu mesajı Bayan Vis ile yerinde ve yüreklendirici yetişkin bir üslupla yapmış.
Çocuk Bakanlar fikri belki de imkansız ve olamayacak bir şey gibi gelmemeli kulağımıza:) Seçim dönemlerinde oy sandıklarını çocuklara emanet eden Küba, bunun güzel bir örneği. Dileyen araştırabilir.